Türkiye kritik bir seçime giderken partilerin bir oy daha fazla alma çabasının listelere nasıl etki edeceğini göreceğiz.
Mesela siyasi partiler veya liderler daha çok; “Oyu zaten ben alıyorum” diyerek liste yapıyordu.
Bu seçimde bir oy fazla getirecek adayların daha muteber sayılma gibi bir durumu var mı?
Belki de ilk defa yerel düzeyde bireysel etkisi olanlar daha şanslı gibi.
Her partide farklı isimler olsa da aday listelerinde itici kuvvete sahip isimlerin baraj noktalarında görmek mümkün olabilir.
Sonucu her ne kadar Ankara’dan esecek hava belirleyecek olsa da iyi kadronun daha fazla oy getirme potansiyelinin bu kadar hesaba katıldığı bir dönem galiba olmamıştı.
Bu nedenle bölgesel sıralama da aynı şekilde önemli.
Mesela Ak Parti ilk sırayı Vadi veya Ereğli Alaplı bölgesine verirse şaşırmamak lazım.
Az kaldı.
Bekleyelim görelim!
Zeki Tosun’a vefa gösterilecek mi?
Ak Parti’de 20 senesini vermiş eski İl Başkanı Zeki Tosun, yılların emek ve mücadelesine rağmen parti içinden çok büyük vefasızlıklar gördü.
En yakın gördüklerinin kumpaslarına hedef oldu.
Yanlışları veya stratejik hatalarının yanında kurulan kumpaslarla savaşmak yetmedi bir de kanserle mücadele etti.
Temsilde yetersiz kaldı.
Ama onun yetersizliği yılların mücadelesi karşısında böylesi bir vefasızlığı saygısızlığı gerektirmezdi.
Zeki Tosun sıralamada yer alır veya almaz.
Ancak Ak Parti’nin Zeki Tosun başta olmak üzere yıllarca emeği geçen ihtiraslara, kumpaslara kurban edilen isimlere bir vefa borcu var!
Ekonomi!
Siyasette farklı tartışmalar var.
Farklı polemikler.
Farklı algı çabaları.
Ancak ekonomi işin merkezinde.
Umutsuzluk işin merkezinde.
Ekonomi bugün en büyük açmazımız.
Zengin ile fakirin, işveren ile çalışanın, zenginleşen ile iş bulmaya çalışanın arasındaki gelir adaletsizliğinin hızla büyümeye devam ettiği hepimizin gerçeği.
Galiba seçmen ekonominin düzeleceği konusunda kimseye pek inanmıyor, güvenemiyor.
Elbette önce devlet ve millet.
Ama gelir adaletsizliğinin bu kadar artması karşısında insanların, çalışanların, çalışamayanların, emeklilerin, kadınların, gençlerin hayal kırıklıklarını da anlamanız gerekir!
Bin işçi üç bine çıkar!
TTK’ya bin işçi alınacak.
Bu açıklamalar yapıldı.
Ancak yetersiz olduğunu hepimiz biliyoruz.
Ak Parti İl Başkanı Muammer Avcı, milletvekilleri, Ak Parti’de söz ve yetki sahibi olanlar şehrin bu talebini Ankara’ya anlatmak zorunda.
Bu sayı için; “İlk etapta” denildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a konunun öneminin ısrarla doğru ve iyi niyetle anlatılamadığı görüşündeyim.
Yani geçmişte de böyle oldu.
Milletvekillerimiz; “Hükümetimiz TTK’ya işçi almaz” dedikten bir ay sonra işçi alımı kararı ile; “Hükümetimiz şöyle işçi alıyor, böyle alıyor” diyerek siyasi prim peşinde koştular.
Zaten Zonguldak’ın meseleleri 20 yıldır iyi anlatılabilseydi bugün sorunların büyük kısmı çözülmüş olacaktı.
Yani hepsini seviyoruz, sayıyoruz ancak eğri oturup doğru konuşmak gerekirse sınıfta kaldılar.
Kamuya on binlerce alım kararı açıklanırken acilen minimum 3 bin kişiye ihtiyacı olan TTK’ya bin işçi alınacak olması Sayın Erdoğan’ın doğru bilgilendirilememesindendir!
Ocaklarda doğabilecek iş güvenliği sorununun öneminin iyi anlatılamamasındandır!
Hayata dair!
Sevgili dostlar.
Hayat boş.
Ama nefes aldığımız sürece mücadele etmek zorundayız.
Fakat!
Hayat boş.
Kanser olan bir annenin ölümünden bir gün önce minik evladıyla kucaklaşmasını izlediniz mi?
İzleyin!
Ölümü, yarım kalan yaşama sevinçlerini hissedin ki merhametiniz ve yüreğinizdeki insanlık ölmesin!