Yazalım mı?
Var mı bir faydası?
Konuşalım mı?
Var mı dinleyen?
*
Güzel ve yalnız ülkem.
Hepimizin birbirine yüksek sesle bağırdığı ülkem.
Herkesin (istisnalar hariç) zor günde kenetlenirken bile kavgadan beslendiği ülkem.
*
Siyaset adına kirlenen ülkem.
Çıkar adına kirlenen ülkem.
İnançlar, fikirler, spor, sanat, yardımlaşma adına kirlenen ülkem.
Her türlü samimiyetsizliğin, kirlenmişliğin, hırsızlığın ve ötekileştirmenin prim yaptığı ülkem.
*
Böylesine büyük deprem olunca sadece on binlerce vatandaşımız, hayatlar, umutlar enkaz altında kalmadı.
Enkaz altında kalmışlıklar da ortaya çıktı.
Yer sallanınca Allah’a koşan biz günahkar kullar olarak siyasetten bürokrasiye her yerde birkaç günlüğüne çok iyi insanlar oluverdik!
Ne güzel hayırlar işlemeye başladık!
Ne yani her zaman deprem mi olmalı bunun için!
*
Karabük Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı ilahiyatçı bir arkadaş!
Açıklamaları ve konuşması sonrası istifa etmiş.
Bu güzel ülkede liyakatsız ama siyasi, sendikal kimlik, hemşehricilik ayakları veya farklı cemaat ünvanına sahip olduğu için hak etmediği yerlerde olan yüz binlerce, belki milyonlarca insan var!
*
İnsanlar mı kaldı enkazda sadece?
Hayır!
Oysa zaten enkaz altında kalmıştı insanlık.
Bilim.
Hak.
Hukuk.
Özgürlük.
Adalet.
Liyakat.
Deprem bize bunları da hatırlattı galiba!
Hem de çok acı halde!
*
Değişir mi düzen.
Değişmez.
Üç gün hatırlar sonra unutuveririz nasıl olsa hepsini!

Bina analizleri açıklansın!
Geçen yazdım.
Müteahhitlerin bir kısmı hırsız.
Net.
77 bin TOKİ binasından sadece üçü – beşi çok hafif hasar gördüyse ve yapılan onca yeni bina yıkıldıysa müteahhitler mi tek sorumlu?
İşini iyi yapan binası yıkılmayan müteahhitler mutlu ve huzurlular.
Müteahhitler yargılanmalı!
Bu işlere yol veren belediye başkanları da yargılanmalı!
Eksikleri görmezden gelen yapı denetimciler de tutuklanmalı!
Uzaklara gitmeye gerek yok!
Zonguldak ve ilçelerinde yapılan binalara bakalım!
Sıradan bakalım.
Kendine, yaptığı işe güvenen her müteahhit raporlarını, bina analizlerini kamuoyu ile paylaşsın!
Hak sahipleri ile paylaşsınlar.
Öyle;”zemin taş” diyerek betondan çalanlar varsai “burayı bu demir taşır” diyerek kolondan çalanlar varsa bilelim!
Toplumsal şeffaflığa davet ediyoruz.
Öyle ağlamak, deprem bölgesine yardıma koşmak ile olmuyor bu işler!

Raşit abi!
İskenderun’da üç sene oturduğum bina yıkıldı.
Sağ çıkan tek kişi oldu.
Ekmeğini yediğim, yanında çalıştığım, kamera ile tanıştığım Stüdyo Üçkardeş’in sahibi Raşit Üçkardeş ve Tülay ablamızın Pac ,Meydanı’ndaki evleri de yerle bir oldu.
Ne yazık ki kurtulamadılar.
Daha pek çok arkadaşımızı depremde kaybettik.
Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum.
Tekrar görüşmek nasip olmadı Raşit abi.
Mekanın cennet olsun.
Duaların her daim seninle olacak.